Anasayfa  |   İletişim  | EN
Sağlık Kültür ve Spor D. Başkanlığı
Bize Ulaşın
Mesajınız
Bize Ulaşın

FSMVÜ | Psikoloji Günleri 2015
Haber - Etkinlik Arşivi
Psikoloji Günleri 2015

16 Nisan 2015

Üniversitemizin geçen yıl ilkini düzenlediği Psikoloji Günleri, bu yıl “Biyopsikososyal Bir Varlık olarak İnsan” başlığıyla 16-17 Nisan’da Kandilli Yerleşkesi’nde yapıldı.

Psikoloji Günleri’nin açılışında konuşan Psikoloji Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gaye Saltukoğlu, etkinliğin gerçekleşmesinde katkıda bulunanlara teşekkürlerini iletti. Ardından kürsüye çıkan Rektörümüz Prof. Dr. Musa Duman ise bu tarz çalışmaları gerçekleştiren öğrencileri ve destekleyen akademisyenleri takdirle andığını ifade etti.

Farklı üniversitelerden onlarca psikolog adayının da katıldığı Psikoloji Günleri’nin ilk oturumunda, Uzman Klinik Psikolog Ferhat Jak İçöz, Dr. Mustafa Ulusoy, Doç. Dr. Hülya Yükseloğlu, Yrd. Doç. Dr. Gaye Saltukoğlu, Doç. Dr. H. Ercan Özmen, Uzman Psikolog Özlem Kandemir Çelik sunumlarıyla yer aldı.

Ferhat Jak İçöz, varoluşçu psikoterapilerin yükseldiği zemin, çerçevesi, felsefi alt yapısı hakkında konuşarak “Hayatta olmak ne demek? Hayat nasıl yaşamaya değer kılınır? Benim hayat ve varoluştaki konumum ne?” gibi insanlığın boğuştuğu ortak soruları varoluşçu felsefeye göre değerlendirdi. Varoluşçu psikolojiye göre insanın kendine sürekli sorular sorması gerektiğini aktaran İçöz, en temel sorunun “daha dolu, daha doygun nasıl yaşarım?” olması gerektiğini aktardı.

“Muhayyile Olmasaydı Kaygı Duymazdık”

Dr. Mustafa Ulusoy “Muhayyile Olmasaydı Kaygı Duyar Mıydık?” sorusunu cevaplandırdı. Ulusoy, “Geçmişte yaşanan kızgınlıkları, kırgınlıkları unutamıyoruz, anı yaşayamıyoruz. Geleceğin nasıl olacağını düşünmeden duramıyoruz. Muhayyile, kaygı olarak kişiyi bulur ve gün gelir onu boğar. Muhayyile olmasaydı kaygı da duymazdık.” Anksiyete (kaygı) bozukluğu olan hastaların yaşadıkları dünyayla ilgili bilgi veren Ulusoy, rüyaların kişiler üzerindeki etkileri üzerinde de durdu. “Rüyaları gerçek sanan insanlar kaygı yaşarlar. Oysa onun sadece düşünce olduğuna inanalar için ortada bir sorun yoktur. Yoksa herkesin bir muhayyile dünyası var, önemli olan gerçekle muhayyileyi ayırt edebilmektir.” diye konuştu.

Doç Dr. Hülya Yükseloğlu, psikologların beyin, davranış, çevre-davranış üzerine çalıştıkları için adli alanlarda önem teşkil ettiklerini ifade ederek çalışma prensiplerini anlattı. Kriminal dizilerin insanların üzerindeki etkilerine dair de konuşan Yükseloğlu, “Adli bilimciler suçlulara bazen yol gösterici olabiliyor. Aslında dizilerin temel mesajı caydırıcılıktır. Ne yaparsan yap seni yakalarız mesajı vardır. Ancak diziler suçluya örnek de teşkil ediyor. Arkalarında iz bırakmama yöntemlerini öğretiyorlar. Şükür ki bizim ülkemizde ciddi anlamda seri katiller yok. Ama bu olmayacağı anlamında gelmiyor.” dedi.

“Türkiye’de Her 4 Aileden 1’inde Şiddet Var”

Yrd. Doç. Dr. Gaye Saltukoğlu ve Doç. Dr. H. Ercan Özmen sporda ve ailede şiddeti irdeledi. Saltukoğlu, şiddetin sadece kaba kuvvetten oluşmadığını; aşağılama, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğü kısıtlamak, zorla evlendirmek gibi davranışların da şiddet türü olduğunu ifade etti. Türkiye’de her 4 aileden 1’inde şiddetin herhangi bir türünün görüldüğünü aktaran Saltukoğlu, dünyada her 4 kadından 1’i ve her 6 erkekten 1’inin şiddete uğradığını söyledi. Saltukoğlu, yapılan araştırmalara göre ailede kadına karşı şiddet varsa %90 çocuğa yönelik de şiddet vardır açıklamasını yaptı. Özmen, sporla şiddetin tarih boyunca hep iç içe olduğunu belirterek, “Savaş hali dışında saldırganlığın meşru görüldüğü, teşvik edildiği tek alan spordur.” Şiddeti tetikleyen unsurlara antrenör, sporcu, medya, seyirci gibi örnekler veren Özmen, özellikle medyanın kışkırtıcı başlıklarla, saldırgan sporcuları övmesiyle sporda şiddeti arttırdığını dile getirdi.

Özlem Kandemir Çelik, bağımlılığı tanımlayarak bir bağımlının yaşadıklarını, dünyada bağımlılığın istatistiksel verilerini ve nasıl geliştiğini dinleyicilere aktardı. Bağımlılığa başlamada en riskli grubun 12–18 yaş arası olduğunu söyleyen Çelik, tedaviye en iyi sonucun ise 25-30 yaş aralığında alındığını ifade etti. “Tek kullanımla beraber eğer android bir beyne sahip değilsek hepimizin bağımlı olma riski var.” diyen Çelik, bağımlılıkla ilgili doğru bilgilenmenin, güçlü manevi değerlerin, hayır diyebilmenin, stresle başa çıkmanın bağımlılığı önleyici faktörler olduğunun altını çizdi.

 

 

 

 



  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/12015-04-17-08-38-54am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/22015-04-17-08-38-55am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/42015-04-17-08-38-55am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/62015-04-17-08-38-55am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/72015-04-17-08-38-56am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/82015-04-17-08-38-56am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/92015-04-17-08-38-56am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/102015-04-17-08-38-56am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/112015-04-17-08-38-56am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/122015-04-17-08-38-57am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/132015-04-17-08-38-57am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/142015-04-17-08-38-57am.JPG
  • http://sks.fsm.edu.tr/resimler/upload/152015-04-17-08-38-57am.JPG

Kurumsal
E-Posta
İnsan
Kaynakları
SKS
FSM
Otomasyon
International Relations
FSM SEM
ALUTEAM
KURAM
FSM
TÜMER
Kariyer
Merkezi